Yunanistan’da Batı Nil virüsü vakalarında kaydedilen hızlı tırmanış, kamu sağlığı yetkililerini harekete geçirdi. Ülke genelinde virüse bağlı can kayıpları artarken, salgının yayılım alanının günden güne genişlemesi endişeleri artırıyor. Başkent Atina’yı da kapsayan Attika bölgesi, virüsün en yoğun görüldüğü merkez olarak öne çıkıyor.
İklim Koşulları Sivrisinek Popülasyonunu Patlattı
Yunanistan Ulusal Kamu Sağlığı Kurumu (EODY) Başkanı ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Theodoros Vasilakopulos, tablonun arkasındaki ana etkenin olağandışı iklim şartları olduğunu vurguladı. Bölgede mevsim normallerinin üzerinde seyreden ılık kış aylarını şiddetli yağışların takip ettiğini belirten Vasilakopulos, oluşan durgun su birikintilerinin sivrisinek üreme alanlarını muazzam ölçüde artırdığına dikkat çekti. Güneyden gelen göçmen kuş hareketliliğinin de bu süreçte rol oynadığı değerlendiriliyor.
Dengeli Mücadele: "Doğal Yaşamı Riske Atamayız"
Virüsün tespit edildiği noktalarda ve bahar dönemlerinde protokollere uygun ilaçlama çalışmalarının sürdürüldüğünü aktaran Vasilakopulos, mücadelenin sınırlarına değindi. Kontrolsüz veya aşırı miktarda kimyasal kullanımının doğal flora ve faunaya zarar vereceğini belirten uzman isim, yerleşim yerlerinde uygulanan vektör mücadelesinin insan ve çevre sağlığı gözetilerek hassasiyetle yürütüldüğünü ifade etti.
Yunanistan Avrupa Tablosunda İkinci Sırada
Avrupa çapındaki verileri değerlendiren Vasilakopulos, İtalya’nın ardından kıtada en fazla Batı Nil virüsü vakasının görüldüğü ikinci ülkenin Yunanistan olduğunu belirtti. Vakaların yüksek görünmesinde ülkedeki gelişmiş epidemiolojik takip sisteminin de payı olabileceğini ekleyen EODY Başkanı, küresel ısınmayla birlikte bu tür salgınların her yıl artarak devam edebileceğini ve uluslararası işbirliğinin şart olduğunu kaydetti.
Ekim Ayına Kadar Kişisel Tedbir Şart
Virüse yakalanan kişilerin büyük bölümünün hastalığı belirtisiz atlattığı bilinse de; yaşlılar, kronik hastalar ve bağışıklık sistemi zayıf bireyler için tablo hayati risk taşıyabiliyor. Sıcak havaların etkisini sürdürmesi sebebiyle riskin sonbahar ortalarına kadar devam edeceğini öngören uzmanlar; koruyucu kıyafet tercihi, sinek kovucu kullanımı, durgun su birikintilerinden uzak durulması ve kapalı alanlarda hava sirkülasyonu sağlanması gibi kişisel korunma yöntemlerinin hayati önem taşıdığını hatırlatıyor.