Avrupa Birliği (AB), Amerika Birleşik Devletleri’nin Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) kurum ve personel düzeyinde uygulama kararı aldığı yaptırımlara karşı net bir tutum ortaya koydu. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas liderliğinde yayımlanan resmi bildiride, Washington yönetiminin bu adımından "derin üzüntü" duyulduğu belirtilerek, söz konusu kararların vakit kaybetmeksizin yürürlükten kaldırılması istendi.
"Kurallara Dayalı Küresel Düzenin Temel Taşı"
AB tarafından yapılan açıklamada, uluslararası hukuk standartlarına dayalı kuralcı dünya düzeninin korunmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekildi. UCM'nin bu sistem içerisindeki kilit rollerden birini üstlendiği vurgulanırken, soykırım, insanlığa karşı işlenen suçlar ve savaş suçları gibi insanlık vicdanını yaralayan eylemlerin cezasız kalmaması için mahkemenin varlığının zorunlu olduğu ifade edildi.
Açıklamada, UCM’nin hiçbir egemen devleti doğrudan hedef almadığı; aksine "tamamlayıcılık ilkesi" çerçevesinde hareket ederek, yalnızca ulusal yargı mekanizmalarının işlevsiz kaldığı ya da soruşturma yürütmek istemediği durumlarda devreye girdiği hatırlatıldı.
Tehdit ve Yaptırımlara Net Çizgi
UCM çatısı altında görev yapan yargıçlara, mahkeme personeline ve kurumla iş birliği yürüten sivil toplum temsilcilerine yönelik her türlü baskı, tehdit ve yaptırım girişiminin kabul edilemez olduğunu belirten AB yönetimi, mahkemenin herhangi bir dış müdahaleden uzak, tamamen bağımsız şartlarda çalışması gerektiğinin altını çizdi.
Brüksel, ABD’nin yaptırımların yürürlüğe girmesini erteleme kararını not ettiğini bildirirken, bu durumun diplomatik kanallarla çözüme ulaşılması adına bir fırsat penceresi sunduğunu kaydetti. Ancak nihai hedefin, mahkemenin kurumsal bütünlüğünü zedeleyecek tüm kısıtlamaların tamamen kaldırılması olduğu vurgulandı.
ABD ile UCM Arasındaki Gerilimin Arka Planı
İki aktör arasındaki gerilim, UCM'nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve dönemin Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında çıkardığı tutuklama kararlarına ABD'nin gösterdiği sert tepkiyle tırmanışa geçmişti. Washington yönetimi, ağustos ayında UCM Başkanı Tomoko Akane dâhil olmak üzere üst düzey yargı mensuplarına yaptırım kararları uygulamıştı.
Süreç, eski UCM yargıçlarından Navi Pillay’ın 2026 Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmesinin ardından ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun sert açıklamalarıyla yeni bir boyuta taşındı. ABD tarafı, hiçbir Amerikan vatandaşının UCM tarafından yargılanmasına izin vermeyeceklerini belirterek yaptırım kararlarını savunmuştu.
AB ise son hamlesiyle, mahkemenin görevini etkin biçimde sürdürebilmesi ve personelinin korunabilmesi adına ihtiyaç duyulan her türlü adımı atmaya hazır olduğunu duyurarak, küresel adalet mekanizmasının arkasında durmayı sürdüreceğini açıkça ilan etti.