Ankara ev sahipliğinde gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin küresel yankıları sürerken, Türkiye’nin beşinci nesil savaş uçağı F-35 programına geri dönme ihtimali Tel Aviv yönetiminde ciddi bir krize yol açtı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye yönelik olumlu sinyaller vermesi üzerine harekete geçen İsrail hükümeti, askeri dengelerin değişmesini önlemek adına Washington hattında yoğun bir lobi faaliyetine giriştiğini açıkça kabul etti.
"Hem Açıktan Hem Perde Arkasında Çok Sıkı Çalıştık"
İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, ülkenin önde gelen yayın organlarından Yedioth Ahronoth gazetesine verdiği demeçte, Türkiye’nin askeri kapasitesinin artırılmasına kesin bir şekilde karşı olduklarını vurguladı. F-35 savaş uçaklarının Türkiye’ye teslim edilmesini engellemek adına diplomatik taarruz başlattıklarını belirten Smotrich, ABD Başkanı Donald Trump ve yönetimiyle bu doğrultuda çok yoğun görüşmeler gerçekleştirdiklerini ifade etti. İsrailli Bakan, sürecin engellenmesi adına "hem açıktan hem de perde arkasında çok sıkı çalıştıklarını" gizlemedi.
"Erdoğan Oyunun Kurallarını Değiştirecek Silahları Almamalı"
Türkiye’nin bölgesel gücünden ve izlediği bağımsız politikalardan duyduğu rahatsızlığı gizlemeyen Smotrich, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan sert açıklamalarda bulundu. Türkiye'yi mevcut siyasi yapısıyla İsrail için "çok önemli bir tehdit" olarak nitelendiren Bakan, "Erdoğan çok tehlikeli bir adam. Onun oyunun kurallarını değiştirecek stratejik silahlara erişimine kesinlikle izin verilmemelidir" şeklinde konuşarak lobi faaliyetlerinin arkasındaki temel motivasyonu ortaya koydu.
Tel Aviv'de "Askeri Üstünlük" Kaygısı
Ankara’daki NATO Zirvesi’nde Trump’ın yaptığı açıklamalar sadece Smotrich’i değil, İsrail kabinesinin diğer önemli isimlerini de alarma geçirdi. Edinilen bilgilere göre, ABD Savunma Bakanı'nın Türkiye’ye F-35 tedariki gündemiyle yapacağı İsrail ziyareti de bu gerilimin gölgesinde iptal edildi.
Daha önce İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da ABD medyasına verdiği mülakatlarda bu konudaki derin endişelerini dile getirmişti. Kabinenin bir diğer etkili ismi Dışişleri Bakanı Gideon Saar ise ABD'nin bölgedeki askeri planlamalarında İsrail'in "niteliksel askeri üstünlüğünü" koruma taahhüdüne sadık kalması gerektiğini savunarak, Türkiye’ye yönelik askeri ambargonun devam etmesi yönünde çağrıda bulunmuştu. Washington-Tel Aviv hattındaki bu diplomatik baskının, ABD’nin F-35 konusundaki nihai kararını nasıl etkileyeceği ise uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.