Küresel İttifaktan İsrail'e Uyarı
Dünya diplomasisinde hareketli saatler yaşanıyor. Gazze Şeridi ve işgal altındaki Filistin topraklarında derinleşen insani krize karşı küresel ölçekte en net ve geniş kapsamlı adımlardan biri atıldı. Aralarında Avrupa’nın dev güçleri, Asya ve Okyanusya ülkelerinin de bulunduğu 21 devlet ile Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, ortak bir deklarasyona imza atarak İsrail yönetimini uluslararası hukuk kurallarına uymaya davet etti.
Yayımlanan ortak metinde, Gazze’de yaşanan lojistik ve insani dramın artık "felaket" boyutlarını aştığı vurgulanırken, sivil halkın hayatta kalabilmesi için yardımların önündeki tüm engellerin ivedilikle kaldırılması gerektiği belirtildi.
"Miktar ve Kalite Yetersiz, Toplum Yardımlara Mahkum"
Avustralya’dan İngiltere’ye, Fransa’dan Japonya’ya kadar geniş bir coğrafyayı temsil eden diplomatik blok, Gazze’ye ulaştırılan mevcut yardımların durumunu masaya yatırdı. Bildiride, bölgeye giren insani yardımların hem nicelik hem de nitelik açısından kabul edilemez düzeyde yetersiz kaldığına işaret edildi. Nüfusun neredeyse tamamının temel yaşam malzemelerinden yoksun bırakıldığı ve dışarıdan gelecek desteklere bağımlı hale getirildiği gerçeği, uluslararası kamuoyunun gündemine sert bir dille taşındı.
Küresel Bloktan Ortak Ses: "İsrail, insani yardım kuruluşları tarafından sağlananlar da dahil olmak üzere, insani yardımın sivil halka güvenli, hızlı ve engelsiz bir şekilde ulaştırılmasını gecikmeksizin sağlamak ve kolaylaştırmakla yükümlüdür."
Yardım Kuruluşlarının Lisans İptali Endişeyi Artırıyor
Uluslararası ittifakın tepki gösterdiği en somut konulardan biri de İsrail Yüksek Mahkemesinin aldığı son kararlar oldu. Filistin coğrafyasında uzun yıllardır su, sağlık, hijyen, beslenme ve mayın temizleme gibi hayati alanlarda faaliyet gösteren uluslararası sivil toplum kuruluşlarının (STK) lisanslarının iptal edilmesi, küresel liderler tarafından "endişe verici bir hamle" olarak nitelendirildi.
Bildiride; Kızılhaç, Kızılay ve BM Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) gibi kritik kurumların saha çalışmalarının hiçbir blokajla karşılaşmadan sürdürülebilmesinin, bölgedeki Filistin halkının asgari refahı ve hayatta kalması için vazgeçilmez olduğunun altı çizildi.
Krizin Perde Arkası
Küresel diplomaside infial yaratan sürecin arka planında ise İsrail’in uygulamaya koyduğu yeni STK yasası yer alıyor. Tel Aviv yönetiminin aldığı karara göre, bölgede çalışmak isteyen uluslararası yardım kuruluşlarının lisans yenileyebilmek için tüm Filistinli personellerinin kimlik bilgilerini "güvenlik soruşturması" gerekçesiyle sunması zorunlu kılınmıştı.
Başta 19 uluslararası yardım kuruluşunun çatı örgütü AIDA olmak üzere, küresel kurumlar bu duruma sert tepki gösteriyor. Yardım kuruluşları, bu hassas listelerin paylaşılarak kişisel verilerin korunması ilkesinin ihlal edileceğini ve bilgilerin keyfi amaçlarla kullanılacağını savunuyor. Yasal sürelerin dolması ve İsrail yargısının itirazları reddetmesi üzerine Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Oxfam, Norveç Mülteci Konseyi (NRC), Caritas, CARE ve International Rescue Committee (IRC) gibi dünyaca ünlü yardım devlerinin bölgedeki ofislerini kapatma ve faaliyetlerini tamamen durdurma riskiyle karşı karşıya kaldığı belirtiliyor.