Business Ekonomi Dünya Petro ile Trump arasında gizli anlaşma krizi

Petro ile Trump arasında gizli anlaşma krizi

Trump’ı iç işlerine müdahale etmekle ve Beyaz Saray’daki taahhütlerine "ihanet etmekle" suçlayan Kolombiya lideri Petro, "Kolombiya bayrağını Donald Trump’a teslim etmedim" diyerek sert çıktı.

Petro ile Trump arasında gizli anlaşma krizi
KAYNAK: (AA)

Güney Amerika’nın en kritik virajlarından birine giren Kolombiya’da, 21 Haziran’da yapılacak cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimleri öncesinde uluslararası bir diplomatik kriz patlak verdi. Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kolombiya’nın iç siyasetine ve seçim sürecine doğrudan müdahale ettiğini savunarak Washington yönetimine adeta ateş püskürdü. Ülkesindeki ulusal yayıncı RTVC kanalına konuşan Petro, Trump’ın hamlelerini "ikili anlaşmalara ihanet" olarak nitelendirdi.

Beyaz Saray’daki Gizli Taahhüt Mü Delindi?

Krizin temelinde, Şubat ayında Beyaz Saray’da gerçekleşen üst düzey zirve yer alıyor. Cumhurbaşkanı Petro, 3 Şubat’ta Donald Trump ile yüz yüze yaptığı görüşmede, Washington’ın Kolombiya’nın iç egemenliğine ve seçim süreçlerine saygı duyacağına, tarafsız kalacağına dair açık bir taahhüt verdiğini anımsattı.

Trump’ın son açıklamalarıyla bu diplomatik mutabakatı çiğnediğini belirten Petro, şu sert ifadeleri kullandı:

"Benimle yüz yüze yaptığı, Kolombiya'nın iç işlerine karışmama yönündeki anlaşmaya açıkça ihanet ediyor. Kolombiya halkı özgür iradesiyle baş başa bırakılmalı, seçimini baskı altında kalmadan yapmalıdır. Herkes bilsin ki, ben Kolombiya bayrağını Donald Trump'a teslim etmedim."

BM Zirvesinde Lojistik Ambargo İddiası

Cumhurbaşkanı Petro, ABD yönetiminin sadece seçim beyanatlarıyla yetinmediğini, Kolombiya’nın Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi dönem başkanlığı döneminde de diplomatik engellemelerle karşı karşıya kaldığını öne sürdü. New York ziyareti sırasında kendisine yönelik sıra dışı kısıtlamalar dayatıldığını belirten Petro, "BM Güvenlik Konseyi dönem başkanlığını devralmak için gittiğimde önüme kabul edilemez şartlar koydular. Bir üniversitede konuşma yapamayacağım, New York Belediye Başkanı ile bir araya gelemeyeceğim söylendi. Bu diplomatik teamüllere sığmaz, bu ne anlama geliyor?" diyerek tepkisini dile getirdi.

Ayrıca ABD’li Senatör Bernie Moreno’nun ilk tur seçimlerine yönelik "hile" imalı açıklamalarını da sert bir dille eleştiren Petro, Kolombiya’daki seçim mekanizmalarının son derece şeffaf olduğunu, Nüfus Müdürlüğü ya da Seçim Kurulu gibi kurumların hükümet güdümünde olmadığını belirterek suçlamaları "saçmalık" olarak nitelendirdi.

Trump’tan Sağcı Aday Espriella’ya "Kaplan" Desteği

Krizin fitilini ateşleyen gelişme ise ABD Başkanı Donald Trump’ın, Kolombiya’da 21 Haziran’daki ikinci turda yarışacak olan aşırı sağcı Vatan Savunucuları Hareketi adayı Abelardo de la Espriella’ya yönelik sosyal medya üzerinden yaptığı açık destek açıklaması oldu.

"Kaplan" lakabıyla tanınan Espriella’yı ilk turdaki başarısından dolayı kutlayan Trump, Kolombiya seçimlerinin ABD’nin bölgesel çıkarları açısından da kritik önemde olduğunu vurguladı. Trump, sağcı adayın "radikal solculara" karşı kesin bir zafer kazanacağına inandığını belirterek, "Abelardo cumhurbaşkanı olarak ekonomiyi büyütecek, yasa dışı göçü durduracak, suç ve uyuşturucuyla mücadelede yasayı ve düzeni yeniden tesis edecektir. Kendisine tam ve eksiksiz desteğimi sunmaktan onur duyuyorum" ifadelerini kullanmıştı.

"Müdahalenin Olduğu Yerde Özgürlük Ölür"

Trump’ın bu çıkışına sosyal medya platformu X üzerinden de yanıt veren Petro, uluslararası kamuoyuna egemenlik mesajı verdi. "Bir ülke, başka bir ülkenin geleceğini şekillendirmeye ve kararlarına müdahale etmeye kalkıştığında, orada özgürlükten bahsedilemez" diyen Kolombiya lideri, halkına seslenerek, "Tüm Kolombiya'yı tam bir özgürlük içinde sandığa gitmeye, hiçbir küresel gücün kölesi ya da sömürgesi olmamaya davet ediyorum" dedi.

Kolombiya Sandığında Sol ve Sağın Büyük Randevusu

Kolombiya’da 31 Mei’da gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı ilk tur seçimlerinde hiçbir aday yüzde 50 barajını aşamamıştı. Sandıktan çıkan sonuçlar, ülkenin tam ortadan ikiye bölündüğünü gösteriyor:

Abelardo de la Espriella (Aşırı Sağ - Vatan Savunucuları Hareketi): %43,62

Ivan Cepeda (Sol - İktidardaki Tarihsel İttifak): %41,13

Bu sonuçların ardından, ülkenin kaderini belirleyecek olan büyük randevu 21 Haziran’da gerçekleşecek. Washington-Bogota hattındaki bu yüksek gerilimli diplomatik krizin, sandığa ve seçmen eğilimlerine nasıl yansıyacağı ise merak konusu.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız