Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Gazze’de işlenen insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları kapsamında hakkında tutuklama emri çıkardığı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun diplomatik temasları, Avrupa'nın hukuk sınavına dönüştü. Netanyahu'yu taşıyan uçağın ABD seyahatleri sırasında Yunanistan, İtalya ve Fransa hava sahalarını kullanması, Roma Statüsü’ne taraf olan bu üç ülkenin uluslararası hukuk önündeki sorumluluklarını yeniden gündeme taşıdı.
Gazze'deki ihlaller nedeniyle Lahey’deki mahkemenin radarına giren ve hakkında yakalama kararı bulunan bir liderin Avrupa semalarından serbestçe geçmesi, mahkemenin bağlayıcılığı ve taraf devletlerin taahhütleri konusunda ciddi soru işaretleri doğurdu.
"Diplomatik Mazeret Hukuki İhlali Ortadan Kaldırmıyor"
Konuya ilişkin hukuki boyutları değerlendiren Medeniyet Üniversitesi Milletlerarası Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Abdurrahman Erol, geçiş izinlerinin "diplomatik gereklilik" kılıfıyla sunulmasının hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmadığını belirtti. Erol, Roma Statüsü’nün net hükümler içerdiğini ifade ederek şunları söyledi:
"Netanyahu'ya tanınan geçiş izninin diplomatik bir zorunluluk olarak değerlendirilmesi, taraf ülkelerin Roma Statüsü'nden kaynaklanan sorumluluklarını yok saymaz. UCM’nin daha önce Moğolistan, Macaristan ve İtalya aleyhine verdiği emsal kararlar; ne diplomatik dokunulmazlığın ne de devlet başkanlığı sıfatının bu tür ihlalleri meşrulaştıramayacağını açıkça ortaya koymuştur."
UCM Ön Dava Dairesi, geçmiş dönemde benzer şekilde yakalama emirlerini yerine getirmeyen ya da işbirliği yapmaktan kaçınan ülkelere karşı emsal niteliğinde adımlar atmış ve taraf devletlerin mahkeme kararlarını "iyi niyetle" uygulama zorunluluğunun altını çizmişti.
"Sadece Hava Sahasından Geçti" Savunması Geçerli mi?
Netanyahu’nun uçağının ülke topraklarına iniş yapmadığı, yalnızca hava sahasından transit geçiş gerçekleştirdiği yönündeki olası savunmalar da uluslararası havacılık ve egemenlik hukuku bakımından geçerlilik taşımıyor.
Devletlerin kara suları da dahil olmak üzere kendi toprakları üzerindeki hava sahasında tam ve mutlak bir egemenliğe sahip olduğunu hatırlatan uzmanlar, hiçbir devlet veya resmi uçağın önceden izin almaksızın bir başka ülkenin hava sahasını kullanamayacağını vurguluyor. Yunanistan, İtalya ve Fransa’nın kendi onaylarıyla bu geçişe imkan tanıması, tutuklama kararını bilerek pasif kaldıkları şeklinde yorumlanıyor.
Yaptırım Süreci Nasıl İşleyecek?
UCM’nin kurucu metni olan Roma Statüsü’nün 87/7. maddesi uyarınca, yükümlülüklerini yerine getirmeyen ve mahkemenin yetkilerini kullanmasını engelleyen taraf devletler hakkında resmi ihlal tespiti yapılabiliyor. Bu tespitin ardından süreç, taraf ülkelerin temsil edildiği Taraf Devletler Meclisi'ne (ASP) taşınıyor.
Daha önce Moğolistan'ın Vladimir Putin hakkındaki kararı uygulamaması ve İtalya'nın belirli tutuklama taleplerini yerine getirmemesi üzerine işletilen ASP’ye havale mekanizmasının, benzer gerekçelerle Yunanistan, İtalya ve Fransa için de bir olasılık olarak masa üzerinde durduğu ifade ediliyor. European Union yetkililerinin ilkeleri ve UCM ile tam işbirliğini savunmasına rağmen üye ülkelerin sahada attığı bu adımlar, uluslararası adalete olan inancı derinden sarsıyor.