İkinci Dünya Savaşı Sonrasının En Yoğun Çatışma Dönemi
Küresel jeopolitik dengelerdeki sarsıntı, bilimsel verilerle gözler önüne serildi. İsveç’te yürütülen uluslararası bir araştırma, modern dünyanın küresel güvenlik ve istikrar açısından İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en istikrarsız ve tehlikeli viraja girdiğini ortaya koydu. Uppsala Üniversitesi bünyesindeki Uppsala Çatışma Veri Programı (UCDP) verilerinden yararlanan uzmanlar, bir asırdan fazla süreyi kapsayan şiddet eğilimlerini analiz ederek çarpıcı sonuçlara ulaştı.
"Peace Research" dergisinde yayımlanan akademik çalışmaya göre, insanlık 1945 sonrası inşa edilen uluslararası düzenin en ağır yara aldığı dönemlerden birini tecrübe ediyor. 2025 yılı itibarıyla dünya genelinde 65 farklı bölgede aktif çatışmaların sürdüğü saptanırken, bu süreçte devletlerin birbirleriyle doğrudan karşı karşıya geldiği askeri krizlerin sayısında adeta patlama yaşandı.
Doğrudan Savaşlar Bir Yılda İki Katına Çıktı
Araştırmanın en dikkat çekici ve endişe uyandıran parametresi, devletler arası doğrudan askeri cepheleşmelerdeki hızlı ivme oldu. İki egemen devletin ordularının karşı karşıya geldiği çatışma sayısı, bir önceki yılla kıyaslandığında tam iki kat artarak 8'e yükseldi.
UCDP'nin sistemli veri toplamaya başladığı 1946 yılından bu yana en yüksek seviyeyi işaret eden bu kırılma, küresel diplomasi mekanizmalarının yetersiz kaldığını gösteriyor. Raporda bu kategorideki en sıcak ve yıkıcı örnekler arasında Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'yu ateş çemberine çeviren İsrail-İran gerilimi ile Güney Asya’nın kronik sorunu Hindistan-Pakistan hattındaki askeri hareketlilik öne çıkarıldı.
Ruanda Soykırımı’ndan Bu Yana En Kanlı Bilanço
Raporun ortaya koyduğu bilançonun insani boyutu da uluslararası kamuoyunu alarma geçirecek cinsten. Dünya genelindeki 65 aktif istikrarsızlık odağının büyük kısmını ülke içi iç çatışmalar oluştururken, bu krizlerin 13’ü tam ölçekli "savaş" niteliği kazandı.
Geçtiğimiz yıl boyunca yaşanan organize şiddet dalgası nedeniyle dünya genelinde 244 bin 600 insan yaşamını yitirdi. Bilim insanları, bu can kaybı istatistiğinin 1994 yılında yaşanan Ruanda Soykırımı’ndan bu yana kayıtlara geçen en yüksek ve en trajik veri olduğunun altını çizdi.
Organize Şiddetin Üç Yeni Yüzü
Araştırmacılar, modern dünyayı sarsan şiddet sarmalını analiz ederken olayları üç temel sınıfa ayırıyor. Araştırma ekibinden Shawn Davies, özellikle devletlerin doğrudan taraf olduğu vizyondaki keskin artışa dikkat çekerken, küresel şiddet haritası şu üç sacayağı üzerinden şekilleniyor:
Devlet Temelli Şiddet: En az bir meşru hükümetin askeri güç olarak taraf olduğu çatışmalar.
Devlet Dışı Şiddet: Hükümet unsurları dışındaki silahlı grupların kendi aralarındaki güç mücadeleleri.
Tek Taraflı Şiddet: Silahsız sivil popülasyonu hedef alan tek taraflı organize saldırılar.
Uzmanlar, diplomasi masasının işlevini yitirdiği ve askeri caydırıcılığın ön plana çıktığı bu yeni dönemin, küresel ittifakları ve güvenlik mimarisini kökten değiştirebileceği uyarısında bulunuyor.