İsrail ile İngiltere arasındaki diplomatik gerilim yeni bir boyuta taşındı. Tel Aviv yönetimi, işgal altında tuttuğu Doğu Kudüs’te yaklaşık iki asırdır hizmet veren Filistin nezdindeki İngiltere Konsolosluğu’nun resmi faaliyetlerine son verdiğini açıkladı. Sabaha karşı binadaki temsilcilik tabelalarının sökülmesiyle somutlaşan karar kapsamında, Başkonsolos dahil 20 İngiliz diplomatın İsrail’den ayrılması kararlaştırıldı.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, kararın Londra yönetimiyle yürütülen temaslar neticesinde uygulamaya konulduğunu öne sürdü. Saar, konsolosluk binasının mülkiyetinin İngiltere'de kalacağını ancak diplomatik varlığın yalnızca 7 görevliyle sınırlandırılacağını belirtti.
Yaptırım Kararlarına Karşı Misilleme Paketi
İki ülke arasındaki ipler, Londra yönetiminin işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan yasa dışı Yahudi yerleşimcilerine ve ticari faaliyetlere dönük yaptırım kararları almasıyla gerilmişti. Tel Aviv yönetimi, İngiltere’nin bu adımına karşılık 8 Eylül’de duyurduğu misilleme paketini tam kapasiteyle yürürlüğe koyduğunu bildirdi.
Uygulanan yaptırımlar kapsamında yalnızca konsolosluk faaliyetleri kısıtlanmakla kalmadı; Kiryat Gat’taki merkezde bulunan İngiliz temsilciler görevden uzaklaştırıldı, İngiltere'nin Batı Şeria'daki Filistin güvenlik güçlerine verdiği eğitim programları askıya alındı ve aralarında milletvekillerinin de yer aldığı 12 İngiliz vatandaşına İsrail’e giriş yasağı getirildi. İsrail Dışişleri Bakanı Saar, sürecin ardından yaptığı değerlendirmede, "İsrail’e karşı hamle yapan her aktör, bunun ağır bir bedeli olacağını idrak etmelidir" ifadeleriyle diplomatik tehdidini açıkça dile getirdi.
Londra Kararı Tanımadı: "Diplomatik Varlığımız Sürecek"
İngiltere cephesinden ise karara sert yanıt geldi. İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Doğu Kudüs’ün uluslararası hukuka göre işgal altındaki Filistin toprağı olduğuna dikkat çekerek, İsrail’in konsolosluğu kapatma yönündeki tasarrufunu meşru kabul etmediklerini vurguladı.
Miliband, diplomatik misyonun kapatılmadığını, bundan böyle "Birleşik Krallık Kudüs Temsilciliği" adı altında bağımsız bir yapı olarak hizmet vermeyi sürdüreceğini açıkladı. İngiltere’nin bölgedeki varlığının ve Filistin halkına sunulan hizmetlerin aksamayacağını ifade eden İngiliz Bakan, personel ve ailelerinin güvenliğini temin etmek amacıyla geçici bir tahliye süreci başlatıldığını, ilerleyen dönemde diplomatik kapasitenin yeniden artırılacağını belirtti. Londra yönetimi, iki devletli çözüm vizyonunu desteklemeye devam edeceğini ve 8 Eylül’de aldığı yaptırım kararlarının arkasında durduğunu yineledi.