Afrika kıtasında kadınların toplumsal ve siyasal yaşamda üstlendiği hayati rol, her yıl 31 Temmuz’da kutlanan Pan-Afrika Kadınlar Günü vesilesiyle yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. 1962 yılında temelleri atılan Pan-Afrika Kadın Örgütü (PAWO) mirasıyla sürdürülen eşitlik mücadelesi; anayasal reformlar ve siyasi parti kotalarıyla ciddi bir ivme kazandı. Ancak küresel verilere ve uzman analizlerine bakıldığında, meclis salonlarındaki koltuk artışının bakanlık kabinelerine ve karar alma süreçlerine aynı oranda yansımadığı görülüyor.
Ruanda Küresel Lider, Nijerya ise Dipte
Parlamentolar Arası Birlik (IPU) ve BM Kadın Birisi (UN Women) verileri, Afrika’nın kadın temsilinde dünyanın en çelişkili tablolarından birine ev sahipliği yaptığını ortaya koyuyor.
Kıtadaki 44 ülkenin meclis ortalaması %25,62 seviyesindeyken, ülkeler arasındaki makas bir hayli açık:
Zirvedekiler: Ruanda, parlamentonun alt kanadındaki %63,8'lik kadın oranıyla dünya liderliğini koruyor. Namibya, Güney Afrika ve Senegal de yüksek temsil oranlarıyla öne çıkıyor.
Geride Kalanlar: Nijerya’da bu oran %4,21 gibi son derece düşük bir düzeyde kalırken; Somali ve bazı Orta Afrika ülkelerinde de temsil oranı %10 barajını aşamıyor.
Uzmanlar, kotaların yürürlükte olduğu ülkelerde sayısal artışın sağlandığını fakat aday belirleme süreçleri, seçim kampanyalarının finansmanı ve siyasette kadına yönelik baskı gibi faktörlerin üst kademe icraatlara geçişi tıkadığını vurguluyor.
"Mesele Sadece Koltuk Sayısı Değil, Bağımsız İrade"
Sudan tarihi ve siyaseti üzerine uzmanlaşan araştırmacı Maha Bakhit, siyasi partilerden sendikalara kadar birçok kurumda karar verici pozisyonların erkeklerin kontrolünde kalmaya devam ettiğini belirtti.
Demokratik rekabetin zayıf olduğu bazı yapularda kadınların iktidar desteğiyle vitrine çıkarılabildiğine işaret eden Bakhit, "Karar alma mekanizmalarında kadınların varlığı elzemdir ancak tek başına yeterli değildir. Asıl belirleyici olan; toplumsal cinsiyet eşitliğini ilke edinmiş, bağımsız hareket edebilen kadın liderlerin bu koltuklara oturmasıdır" değerlendirmesinde bulundu.
Kritik Alanlar Hâlâ Erişilemez
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mayada Kamal Eldeen ise reformların özellikle çatışma sonrası yeniden yapılanma sürecine giren Ruanda, Liberya ve Sierra Leone gibi ülkelerde anayasal güvencelerle desteklendiğini hatırlattı. Ancak Kamal Eldeen’e göre kurumsal kültür, yasal mevzuatın gerisinde kalıyor:
"Kadınlar yasal kotalar sayesinde meclislere girebiliyor. Fakat iş bütçe yönetimi, savunma ve dış politika gibi ülkenin kaderini belirleyen kritik komisyonlara ve bakanlıklara geldiğinde kadın siyasetçilerin önü kesiliyor. Yasal entegrasyon sağlansa da kurumsal zihniyet dönüşümü henüz tamamlanmış değil."
Kamal Eldeen buna karşın, Afrika’nın dinamik ve genç nüfusunun gelecekte iklim politikaları, teknoloji, bölgesel güvenlik ve Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Alanı (AfCFTA) gibi alanlarda kadın liderliğini daha güçlü şekilde sahaya yansıtacağını öngörüyor.
Siyasi Gücün İşleyişinde "Cam Tavan" Sürüyor
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Afrika Çalışmaları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mürsel Bayram da temsildeki nitelik-nicelik çelişkisine dikkat çekti. BM Kadın Birimi verilerine göre küresel ölçekte kadınların meclislerde %27,4, kabine görevlerinde ise yalnızca %22,4 oranında yer bulabildiğini kaydeden Bayram, yürütmedeki bu eksikliğin karar mekanizmasındaki temel engel olduğunu ifade etti:
"Parlamento sıralarında oturmak ile kararların alındığı masada söz sahibi olmak aynı şey değil. Parti yönetimleri ve bütçe yetkileri gibi stratejik alanlarda kadın etkisi hâlen çok kısıtlı. Sayılar yükseliyor fakat güç paylaşımındaki eşitsizlik derin bir şekilde varlığını koruyor."